Yazılar

AKIŞ

Bir süredir dönüp dolaşıp “IKIGAI, Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı” kitabını okuyorum. Hector Garcia ve Francesc Miralles tarafından yazılmış. En son okumamda “En mutlu insanlar en çoğunu elde edenler değildir. Vaktini akışı yakalayarak geçirenlerdir” sözünde takıldım, kaldım, düşündüm. Halen daha da düşünüyorum.

Bu iki cümleden sonra soruları var, okuyanlarına;

“Sizi akışa götüren etkinliklerin ortak özelliği nedir?

O etkinlikler sizi neden akışa götürür?

Mesela, en çok hoşlandığınız etkinlikler tek başına yaptıklarınız mı, yoksa başkalarıyla birlikte yaptıklarınız mı?

Hareket gerektiren mi, yoksa sadece düşündüren şeyleri mi yapmak sizi akışa götürüyor?”

Bu soruları cevaplandırmaya karar verdim. Önce beni neyin akışa götürdüğünü listelemem gerekiyordu.

*Kızım ve eşimle birlikte yiyeceğimiz yemeği yaptığımda akıştayım. *Öğrenci Koçluğu yaptığım sırada öğrencimin adım atmasını sağlayacak soruları sorduğumda akıştayım. *Öğrencim, kendini keşfettiğinde akıştayım. *Ders çalışma planını yapamamış öğrencim, bu planlamayı yaptığında akıştayım. *Verdiğim seminerlerde ilham verici bir konuşma yaptığımda, öğrencilerin, izleyenlerin gözleri parladığında akıştayım. *Aylarca okuma yaptıktan sonra yazdığım eserin sergilenmesi sırasında akıştayım. *Yazdığım her yazı yerini bulup yayınlandığında akıştayım. *Meditasyon yaptığımda kendimi yeniden keşfedip dünyaya fayda sağlamak üzere geri döndüğümde akıştayım.

Birinci sorunun cevabı için listenin ortak özelliğini düşündüm. Cevap çok kolaydı. Beni akışa götürenin bu dünyaya katma değer sağladığımı hissettiğim anlar olduğunu çok iyi biliyordum.

Gelelim ikinci soruya; “O etkinlikler sizi neden akışa götürür?” Aileme, topluma, dünyaya faydalı olmayı seviyorum. Yeteneklerim, yapabileceklerim, bunlar ve böylelikle katma değer sağlıyorum.

Üçüncü soru; “En çok hoşlandığınız etkinlikler tek başına yaptıklarınız mı, yoksa başkalarıyla birlikte yaptıklarınız mı?” idi. Meditasyonu sadece tek başıma yapıyorum. Bunu da bazı seminerlerimde izleyenlerle birlikte yapıyoruz. Böylelikle sinerji de sistem de büyüyor. Bir de yazı yazarken yalnız olmak isterim. Bunların dışında mutlaka başkaları olsun istiyorum. İnsanı da birlikte aynı yere adım atmayı da seviyorum.

Ve dördüncüye “Hareket gerektiren mi yoksa sadece düşündüren şeyleri mi yapmak sizi akışa götürüyor?” sorusuna geldiğimde içimden “Her ikisi de!” diye bir ses yükseldi. Hareketi seviyorum. Stres ve zaman kısıtlaması olmadan, yine de planlı programlı kaygısız bir hareket hali olmalı. Yorulduğumda dinlenmeliyim de…

Sonuca geldiğimde;

Evet, ben öğrencilerime öğrenci koçluğu yapmalı, onların motivasyonunu yükseltmeli, iyi olanı daha iyi hale getirmeliyim. Seminerlerimde ilham verici konuşmalarımı sürdürmeliyim. Yazılar ve gösteriler yazmalıyım. Yemek yapmalıyım. Meditasyonumda uçmalı, arınmalı ve dönmeliyim. Hepsi benim “IKIGAI”m…

Son söz;

Işık, özde büyür, dünyaya fayda olarak yayılır.